4 NİSAN 2015: TÜRK FUTBOLUNA SIKILAN KURŞUN
Türk futbol tarihinin en karanlık gecelerinden biri, 4 Nisan 2015 tarihinde yaşandı. Fenerbahçe kafilesini taşıyan takım otobüsü, Rize deplasmanı sonrasında Trabzon Havalimanı’na doğru ilerlerken hain bir silahlı saldırıya uğradı. Açılan ateş sonucu otobüs şoförü yaralanırken; araçta bulunan futbolcular, teknik heyet ve yöneticiler büyük bir faciadan kıl payı kurtuldu.
Hedef Sadece Fenerbahçe Değil, Türk Futboluydu
O gece yalnızca bir kulübe saldırı yapılmadı. Aslında hedef alınan şey; Türk futbolunun huzuru, güvenliği ve itibarıydı. Çünkü yaşanabilecek olası bir facianın sonuçları sadece Fenerbahçe ile sınırlı kalmayacak, tüm Türk sporunu derinden sarsacaktı.
Saldırının ardından kamuoyunda büyük bir infial oluşmasına rağmen, olayın yıllarca tam anlamıyla aydınlatılamaması, soruşturma sürecindeki belirsizlikler ve verilen takipsizlik kararı toplum vicdanında onarılmaz yaralar ve ciddi soru işaretleri bıraktı.
11 Yıl Sonra Gelen "Kanun Yararına Bozma" Kararı
Aradan geçen 11 yılın ardından dosyanın yeniden gündeme gelmesi, spor camiası ve kamuoyu için dikkat çekici bir gelişme oldu. Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından yapılan açıklamada; Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın dosyayı yeniden incelediği ve “kanun yararına bozma” kararı verildiği ifade edildi.
Bu hukuki adım, geç kalmış olsa da son derece önemlidir. Çünkü adaletin gecikmesi, yaşanan olayın etkilerini ortadan kaldırmıyor; tam aksine, yıllar boyunca cevapsız kalan soruların çığ gibi büyümesine neden oluyor.
Dosyanın yeniden açılmasında etkili olan temel faktörler şunlardır:
O dönem Türkiye’nin içerisinden geçtiği karanlık siyasi ve hukuki süreçler,
Devlet içindeki yasa dışı yapılanmaların tam anlamıyla ortaya çıkarılamamış olması,
Özellikle FETÖ yapılanmasının devlet kurumlarındaki etkisinin bugün daha net anlaşılmasıyla birlikte, olayların farklı bir perspektifle yeniden değerlendirilmesi.
Gelecek İçin Bir Temenni
Bugün dönüp baktığımızda çok net görüyoruz ki o gece sıkılan kurşun, sadece bir takım otobüsüne değil, Türk futbolunun birlik ve güven ortamına sıkılmıştı.
En büyük dileğimiz; futbolun yalnızca yeşil sahada konuşulduğu, sportif rekabetin kör bir düşmanlığa dönüşmediği ve hiçbir kulübün bir daha böylesine karanlık bir olay yaşamayacağı güvenilir bir spor ortamının inşa edilmesidir.
Yazar: Ahmet Faruk BALAK

Yorum Yap