Melisa Sazalan Röportajı: "Galatasaray Formasını Taşımak Büyük Bir Gurur"
Türk kadın voleybolunun genç ve parlak yeteneklerinden, Galatasaray'ın sözleşmeli oyuncusu olan ve şu an Bodrum Belediyesi Bodrumspor forması terleten Melisa Sazalan ile kariyeri, hedefleri ve voleybol tutkusu üzerine keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Okuyucularımız için kendinizi tanıtır mısınız? Voleybol serüveniniz nerede ve nasıl başladı? Merhaba, ben Melisa Sazalan. 2006 yılında Bodrum’da doğdum. Voleybola İzmir’de 7 yaşında başladım. Spora olan ilgimin oluşmasında, ailemin sporla iç içe bir geçmişe sahip olmasının büyük payı var. İlk voleybol deneyimim, Arkas’a geçmeden önce sevgili eski milli voleybolcu hocam Şükran Akar ile başladı. İlk başlarda sadece oynamaktan keyif alıyordum; ancak zamanla voleybolun benim için bir hobiden çok daha fazlası olduğunu ve hayatımın merkezinde yer alacağını fark ettim. Şu anda ise Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde eğitimime devam ediyorum.
Voleybolun köklü okullarından Arkas Spor altyapısında yetiştiniz. Temel eğitiminizi böyle bir ekolde almanın, şu anki profesyonel kariyerinize ne gibi katkıları oldu? Arkas Spor altyapısı bana sadece voleybolu değil, sporcu olmayı öğretti. Disiplinli çalışma, sorumluluk alma ve takım bilinci gibi temel değerleri çok erken yaşta kazandım.
"16 Yaşında A Takım Formasıyla Sahaya Çıktığımda Büyük Heyecan Yaşadım"
Henüz çok genç yaşta Galatasaray gibi dünya devi bir kulübün bünyesine katıldınız ve A Takım havasını soludunuz. O formayı ilk giydiğinizde hissettiğiniz baskı ve heyecanı nasıl tarif edersiniz? 15 yaşında Galatasaray altyapısına katılmak benim için büyük bir gurur ve sorumluluktu. Böyle köklü ve vizyon sahibi bir kulübün parçası olmak daha o yaşta profesyonelliği öğrenmemi sağladı. 16 yaşında A takım formasıyla sahaya çıktığımda büyük bir heyecan yaşadım. O armayı taşımak gerçekten özel bir duygu. Takımla birlikte Balkan Kupası’nı kazanmak ise hem kulübün büyüklüğünü hem de bizim sahadaki karakterimizi gösteren unutulmaz bir deneyimdi. Galatasaray formasını taşımak çok büyük bir gurur, bana özgüven ve vizyon kattı; ben de o formanın hakkını vermek için her zaman daha fazlasını yapmaya çalıştım.
Kariyer yolculuğunuzda Göztepe ve sonrasında kiralık olarak Bodrum Belediyesi Bodrumspor dönemleri var. Özellikle genç bir oyuncu olarak, düzenli forma şansı bulmak ve maç eksiğini kapatmak adına bu transferleri gelişiminiz için nasıl değerlendiriyorsunuz? Göztepe ve Bodrum Belediyesi Bodrumspor dönemlerim benim için çok değerliydi. Bu süreçlerde Galatasaray’dan kiralık olarak forma giydim ve hâlâ Galatasaray’ın oyuncusuyum. Göztepe’de çok profesyonel bir ortamın içinde yer aldım; takımda bulunan tecrübeli oyuncuların (ablaların) saha içi ve saha dışı paylaşımları bana çok şey kattı. Aynı şekilde antrenörlerimin yaklaşımı ve yönlendirmeleri gelişimimde önemli rol oynadı. Bodrum Belediyesi Bodrumspor’da ise düzenli maç temposu yakalamak ve sahada daha fazla sorumluluk almak, oyun olgunluğumu artırdı. Tüm bu deneyimleri, kariyerimde beni daha güçlü ve bilinçli bir oyuncu yapan önemli adımlar olarak görüyorum.
1.86 boyunda bir smaçör olarak file önünde fiziksel avantajınız yüksek. Kendi oyun stilinizi nasıl tanımlarsınız; daha çok güce dayalı bir smaçör müsünüz yoksa tekniği ön planda tutan bir stiliniz mi var? Fiziksel güce dayalı bir oyun stilim var. Tabii ki teknik de benim için çok önemli. Gücün tek başına yeterli olmadığını biliyorum; bu yüzden tekniğimi her zaman ön planda tutmaya ve oyunumu daha bilinçli hale getirmeye çalışıyorum.
Voleybolda "Smaçör" (Köşe oyuncusu) olmak hem manşet yükünü çekmek hem de hücumu bitirmek anlamına geliyor. Bu iki yönlü oyunun getirdiği sorumlulukla maç içinde zihinsel olarak nasıl başa çıkıyorsunuz? Smaçör olarak sahada hem hücumda hem de manşette oyunun içinde kalmamız gerekiyor. Maç içinde bir yerde aksadığımda başka bir alandan oyuna tutunmaya ve katkı vermeye devam etmek benim için önemli. Bu yüzden zihinsel dayanıklılık bu pozisyonda çok kritik; hataya takılmadan bir sonraki topa odaklanmak gerekiyor.
"İlkin Aydın'ın Enerjisi ve Gabi'nin Oyun Zekâsı Bana İlham Veriyor"
Türk kadın voleybolu şu an dünyanın zirvesinde. Sizin pozisyonunuzda (Smaçör) oynayan ve kendinize örnek aldığınız, "İdolüm" dediğiniz yerli veya yabancı bir isim var mı? Pozisyonumda hem yerli hem yabancı birçok oyuncuyu takip ediyorum. Yerli olarak İlkin Aydın’ın sahadaki enerjisi, mücadeleci yapısı ve sorumluluk alışı bana ilham veriyor. Yabancı oyuncular arasında ise Gabi’nin oyun zekâsı, istikrarı ve kritik anlarda gösterdiği liderliği örnek alıyorum. Her ikisinden de oyunuma katmaya çalıştığım çok değerli özellikler var.
Vodafone Sultanlar Ligi ve Milli Takım hedefleri her voleybolcunun hayalidir. Kısa ve uzun vadedeki kariyer planlamanızda kendinizi 3 yıl sonra nerede görüyorsunuz? Tabii ki her voleybolcu gibi benim de hayallerimde yeniden Vodafone Sultanlar Ligi’nde yer almak ve Türkiye A Milli Kadın Voleybol Takımı formasını giymek var. Bu hedeflere ulaşmak için her gün çalışmaya ve kendimi geliştirmeye devam ediyorum.
Maçlara hazırlık rutininiz nasıldır? Sahaya çıkmadan önce mutlaka yaptığınız bir uğurunuz veya motivasyon müziğiniz var mı? Sahaya çıkmadan önce hep aynı rutini uygulamak bana güven veriyor. Maçtan bir gece önce, ertesi gün oynayacağım maçı zihnimde canlandırmaya çalışırım. Müzik benim için önemli, özellikle sabit bir parçam yok ama beni motive eden ve enerjimi yükselten şarkılar dinlerim. Uğur olarak ise genelde maç günü aynı tokayı takarım.
Profesyonel sporculuk ciddi bir disiplin ve fedakarlık gerektiriyor. Antrenmanlar ve maç temposu dışında kalan zamanlarda voleybol dışındaki dünyanızda neler var? Voleybol dışında arkadaşlarımla vakit geçirmeyi seviyorum; dışarı çıkıp yemek yemek ya da kahve içmek bana iyi geliyor. Bazı günlerde ise sadece dinlenmeyi tercih ediyorum. Şu an Bodrum’da olmamdan dolayı deniz kenarında yürüyüş yapmak ve deniz havası almak bana çok iyi geliyor. Boş zamanlarımda dizi izlemek de keyif aldığım aktiviteler arasında.
Sizin gibi voleybola tutkuyla bağlı olan ve profesyonel olmayı hedefleyen genç kardeşlerimize, özellikle altyapı dönemlerinde nelere dikkat etmelerini önerirsiniz? Altyapıdaki genç sporculara en büyük önerim sabırlı olmaları ve kendilerine güvenmeleri. Her şey hemen olmuyor; çok çalışmak, eleştirilere açık olmak ve süreci sevmek gerekiyor. Bunun yanında eğitimi asla ihmal etmemelerini öneriyorum. Spor kariyeri ne kadar önemliyse, eğitim de bir o kadar değerli.
Son olarak, sizi destekleyen taraftarlara ve voleybolseverlere iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı? Bizi destekleyen tüm taraftarlara ve voleybolseverlere teşekkür etmek istiyorum. Sahada verdiğimiz mücadelenin arkasında onların desteğini hissetmek bize büyük güç veriyor. Onlarla daha güçlüyüz.

Yorum Yap