TFF ve Güven Sorunu: Şeffaflık Neden Şart?

 

TFF ve Güven Sorunu Şeffaflık Neden Şart

TFF ve Güven Sorunu: Şeffaflık Neden Şart?

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), yaptığı her açıklamada "güven" kelimesini sıklıkla kullanıyor. Ancak güven, sadece kelimelerle ifade edilerek değil, eylemle tesis edilerek oluşur.

Futbol yönetiminde şeffaflık yoksa, standart bir karar mekanizması işlemiyorsa ve hesap verilebilirlik eksikse; ne tribündeki taraftar ne de ekran başındaki izleyici ikna olur. Elbette hakem hatası olur, oyunun doğası gereği olmalıdır da. Ancak aynı hatanın, farklı takımlara farklı kararlar ve sonuçlar doğurması; işte tam da futbolun ruhunun öldüğü yerdir.

Büyük Takımlar Masum mu?

Peki ya Süper Lig'in devleri? Ne yazık ki onlar da masum değil.

Galatasaray kazanırken sessizliğe bürünen ama puan kaybında fırtınalar koparan; Beşiktaş ise haklı olduğu durumlarda bile sesini yanlış tonda yükselten bir tablo çiziyor. Bu iletişim stratejileri yüzünden kulüplerin haklılığı, kullanılan üslup nedeniyle kamuoyunda değersizleşiyor.

Yıldızlar Ofsayt Çizgilerinin Gölgesinde Kalıyor

Oysa sahada dünya çapında yıldızlar var. Victor Osimhen jeneriklik goller atıyor, Marco Asensio üstün oyun zekasıyla sahayı okuyor. Peki biz spor programlarında ve manşetlerde neyi konuşuyoruz? Çekilen bir ofsayt çizgisinin pikselini.

Geldiğimiz noktada futbolu artık futbolcular değil, bilgisayar çizgileri ve cımbızlanmış kısa videolar oynuyor.

Türk Futbolunu Kurtaracak Çözüm Önerileri

Peki, bizi her hafta geriye götüren bu kısır döngüden bir çıkış yolu var mı? Kesinlikle var. Sistemin düzelmesi için atılması gereken adımlar oldukça net:

  • Şeffaf Raporlama: Hakem performans raporları şeffaf bir şekilde kamuya açık olmalı.

  • Tam Erişim: Tıpkı Avrupa'daki iyi örneklerde olduğu gibi, VAR kayıtlarının tamamı sansürsüz yayınlanmalı.

  • Sıfır Tolerans: Kulüplerin ve yöneticilerin kullandığı ayrıştırıcı dil, ağır yaptırımlarla düzeltilmeli.

  • Tutarlılık: En önemlisi, herkes kazandığında da kaybettiğinde de adalet için aynı cümleyi kurabilmeli.

Aksi halde kazananlar her hafta değişmeye devam eder ama kaybeden her zaman Türk futbolu olur. Ve günün sonunda o aynaya baktığımızda, gördüğümüz şey görkemli bir şampiyonluk değil, maalesef cesaretsiz ve adil olmayan bir düzen olur.

Gerçeği değiştirmek için cesaret lazım. Topa değil, doğrudan gerçeğe vurmak için...

Ali Arda Filorinalı

Hiç yorum yok