Geleceğin Yıldızı Yılmaz Üner: "Fenerbahçe'de Atak Yükünü Çekenlerden Biriyim, Hedefim İtalya!"
Kayseri'de başlayan bir voleybol serüveni, Konya'da parlayan bir yıldız ve nihayetinde Türkiye'nin en büyük kulüplerinden Fenerbahçe'ye uzanan gurur dolu bir yolculuk... Smaçör pozisyonunda gösterdiği etkili performans ve güçlü fiziğiyle dikkat çeken genç yetenek Yılmaz Üner ile kariyerini, Fenerbahçe günlerini, unutamadığı anıları ve gelecekteki hedeflerini konuştuk.
İşte genç yıldızın samimi açıklamaları...
Voleybola Tesadüfen Başlayan Bir Yetenek
Öncelikle klasikleşmiş ama en önemli sorumuzla başlayalım; kendinizi tanıtır mısınız? Voleybolla ilk nasıl tanıştınız ve profesyonel olmaya nasıl karar verdiniz?
Merhaba, ben Yılmaz Üner. 20 yaşındayım, Kayseri’de doğdum. Voleybola 12 yaşında Melikgazi Belediyesi Spor Kulübü'nde başladım. Aslında voleybola pek ilgim yokken bir anda okulumuzda seçmelere katıldım ve serüvenim açıkçası orada başladı. İlk antrenmanlara çıktığım zaman işlerin bu noktaya kadar ilerleyebileceği hiç aklımda yoktu.
Kayseri'de Melikgazi ve Hürriyet MTAL altyapılarında yetişip, Konya Büyükşehir üzerinden Fenerbahçe gibi dev bir kulübe transfer oldunuz. Anadolu'dan çubuklu formaya uzanan bu yolculuktaki kırılma anı sizin için neydi?
Kayseri’de oynarken işin bu kadar ciddileşeceğini gerçekten bilmiyordum, ta ki altyapıda finallere gidene kadar. Oradaki ortam beni çok etkilemişti. Oyunumuza odaklanıp maç maç ilerlemiştik. Sonrasında büyük kulüplerden ve Anadolu takımlarından birçok teklif geldi. Biz de her zaman olduğu gibi profesyonelce ilerledik. "Hangi kulüpte gelişebilirim, hangi kulüp bana daha çok yardım eder?" diye düşünürken, Konya Büyükşehir Belediyesi o günkü şartlara göre çok makul gelmişti ve iki sezon o formayı terlettim. Yeni bir yapılanmaya girdikleri için çoğunlukla dışarıdan oyuncu almışlardı. İlk sezonda play-off'lara kalma hakkı kazandık ve Fenerbahçe Spor Kulübü ile maç yapma şansımız oldu. Ben de o maçta iyi bir performans sergileyerek Fenerbahçe’nin dikkatini çekmeyi başardım.
"Earvin Ngapeth'in Sahadaki Duruşu Büyüleyici"
Çok genç yaşınızda Fenerbahçe Medicana kadrosunda yer almak eminim büyük bir gururdur. Bu üst düzey seviyedeki antrenman temposuna ve takımın beklentilerine uyum sağlama süreciniz nasıl geçti?
Fenerbahçe Spor Kulübü'ndeki ilk senemde çifte lisanslı olarak vaktimin çoğunluğunu A takımda geçirdim. İlk antrenmanımda gerçekten çok heyecanlıydım çünkü küçüklüğümden beri televizyonda izlediğim sporcularla yan yana antrenman yapıyordum. Tabii ki onların yanında benim tecrübem hiçbir şeydi. Hata yaptığımda gelip kulağıma tavsiyeler veriyorlardı. Zaman geçtikçe tempoya ve onlara ayak uydurmayı başardım.
Sahada smaçör olarak görev yapıyorsunuz. Hem manşet alıp hem de hücumda takımın yükünü çeken bu zorlu pozisyonda oynarken en çok hangi yeteneğinize veya özelliğinize güveniyorsunuz?
Smaçör oynamak, diğer pozisyonlara göre daha fazla sorumluluk isteyen bir mevki. Çünkü yeri geldiğinde liberonun, yeri geldiğinde ise pasörün görevini üstlenme durumunuz olabiliyor. Evet, Fenerbahçe'de atak yükünü çeken oyunculardan biri de benim. Sahada en çok hücum gücüme ve oyun okuma bilgime güveniyorum.
Kendi oyun tarzınızı geliştirirken idol olarak gördüğünüz, pozisyonunuzda oynayan ve "Onun sahada duruşunu örnek alıyorum" dediğiniz yerli veya yabancı oyuncular kimler?
İdol olarak gördüğüm birkaç oyuncu var. Bunlardan birisi de şu an takım arkadaşım olan Earvin Ngapeth. Oyun içinde bir hata yapsa bile, hemen ardından aldığı sayıyla sizi büyülemeyi başaran inanılmaz bir yetenek.
İtalya Ligi, Milli Gurur ve Zaytsev Anısı
Alt yaş kategorilerinde Milli Takımımızla dereceler elde ettiniz. Ay-yıldızlı formayı giymenin ve o formayla mücadele etmenin size hissettirdikleri neler?
Milli takım formasını terlettiğim için gerçekten çok gururluyum. Ay-yıldızlı formayı giydiğim bütün turnuvalarda her zaman en iyi performansımı sahaya yansıtmaya çalıştım. Dünya Şampiyonası sonrasında altyapı milli takım serüvenim sona erdi. İnşallah şimdi sıra A Milli Takım formasını giyip aynı gururu yaşamakta ve Ay-Yıldız altında savaşmakta.
Kariyeriniz henüz çok genç ama bugüne kadar oynadığınız maçlar arasında "O atmosferi veya o sayıyı asla unutamam" dediğiniz özel bir anınız var mı?
A takımla ilk defa Şampiyonlar Ligi maçına çıkmıştım. Rakibimiz İtalya liginin güçlü ekiplerinden Monza'ydı ve file arkasında küçüklüğümden beri izleyerek büyüdüğüm Ivan Zaytsev vardı. Oyuna girip servisi ona atmıştım ve o servisten sayı kazanmıştık. Benim için unutulmaz bir andı.
Voleybol tamamen bir "momentum" ve psikoloji oyunu. Sahada işler takım adına iyi gitmediğinde mental olarak toparlanıp maça dönmeyi nasıl başarıyorsunuz?
Voleybolda mental dayanıklılık en az fiziksel güç kadar önemli. Maçın kritik anlarında ya da takım geriye düştüğünde skora takılıp kalmamaya özen gösteriyorum. O an sadece yapmam gereken işe odaklanıp sahada kalmaya çalışıyorum.
"Bizim Ligimizin En Büyük Eksiği Altyapıya Güvenmemek"
Modern voleybol her geçen gün daha hızlı ve atletizme dayalı bir hale geliyor. Fiziksel gücünüzü sahaya tam anlamıyla yansıtmak için takım idmanları dışında ekstra neler yapıyorsunuz?
Sezon içinde tempomuz gerçekten çok yoğun oluyor. Özellikle A takım seviyesinde inanılmaz bir maç ve antrenman trafiği var. Bu yüzden antrenman bitimlerinde genellikle dinlenmeye büyük özen gösteriyorum. Voleybol bir performans sporu; ne kadar çok çalışıyorsanız, bedeninizi o kadar iyi dinlendirmeniz gerekiyor.
Avrupa kupalarında kadroda bulunmak genç bir oyuncu için paha biçilemez bir tecrübe. Avrupa takımlarının oyun yapısıyla kendi ligimizi kıyasladığınızda nasıl bir fark gözlemliyorsunuz?
Avrupa takımlarında gerçekten çok kaliteli oyuncular var. Ancak bizim ligimizin oyun kalitesi olarak onlardan eksik bir yönü olduğunu düşünmüyorum. Bizim ligimizin en büyük eksiği, takımların kendi altyapılarına yeterince güvenmemeleri. Yurt dışındaki takımların kadrolarında en az iki veya üç tane kendi altyapılarından çıkardıkları genç oyuncu bulunuyor. Bizim ligimizde ise maalesef birkaç takım haricinde genç oyunculara yeterli şans verilmiyor.
Gelecek 5 yıl için kendinize koyduğunuz en büyük bireysel hedef nedir?
Gelecek 5 yıl içerisinde beni nelerin beklediğini ben de çok merak ediyorum. Öncelikli ve en büyük hedefim A Milli Takım formasını terletmek. Sonrası için ise İtalya Ligi'nde oynamayı ve o üst düzey maçlara çıkmayı gerçekten çok isterim.
Son olarak, tıpkı sizin gibi voleybola gönül vermiş genç kardeşlerimize ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
Sadece kendi işlerine odaklanmalarını ve asla pes etmemelerini söylemek isterim. Bu süreç gerçekten çok zorlu bir yolculuk. Kendinizden fedakarlık yapmadan, ter dökmeden ve emek vermeden hiçbir yere varamazsınız. Ve en önemlisi; ne yaparsanız yapın, işinizi severek yapın.

Yorum Yap