YA PES ETSELERDİ? Engelleri Aşan Sporcuların İlham Veren Başarı Hikayeleri

 



Hayat, elbette hiçbirimiz için kolay değildir. Bu durum en yoksul insan için de zar zor geçinen bir memur için de zengin bir iş insanı için de geçerlidir. Ancak hayattaki en önemli kural asla pes etmemektir. Çünkü pes eden bir insan için hiçbir şans kalmamış demektir.

Bugün sizlere günümüzde ve geçmişte büyük zorluklar yaşamış ancak onlarca engele rağmen hedeflerinden vazgeçmemiş başarılı spor insanlarını derledim. İyi okumalar dilerim! :)

1. Usain Bolt: Skolyozdan Olimpiyat Efsaneliğine

Usain Bolt, 21 Ağustos 1986 tarihinde Jamaika’da doğdu. Ünlü kısa mesafe rekortmeni, aslında omurgasının normal yörüngesinden sapması durumu olan skolyoz hastalığından mustariptir.

Bu hastalığa rağmen spordan asla vazgeçmeyen Bolt, kariyeri boyunca inanılmaz başarılara imza attı:

  • 3 Olimpiyatta toplam 8 altın madalya kazandı.

  • Dünya Atletizm Şampiyonaları'nda 11 altın, 2 gümüş ve 1 bronz madalya sahibi oldu.

Ayrıca 2003 Helsinki Dünya Gençler Atletizm Şampiyonası’nda final esnasında sakatlandı ve bitiş çizgisini aksayarak geçti. Sakatlıklarla ve doğuştan gelen bir hastalıkla mücadele eden, küçükken "Spordan başka bir şey düşünemiyordum" diyen bir kişi, eğer zamanında bu olumsuzluklara boyun eğseydi bugün spor dünyasının örnek aldığı bir ikon olabilir miydi?

Usain Bolt ve mücadelesi. İkonik hareketi ile.

2. Bethany Hamilton: Tek Kolla Dalgalara Meydan Okumak

Bethany Hamilton, 8 Şubat 1990 tarihinde Hawaii’de doğdu. Sörf yapmayı henüz 3 yaşındayken öğrendi ve 8 yaşında rekabetçi bir şekilde sörf yapmaya başladı.

Hayatı, 31 Ekim 2003'te arkadaşı Alana ile sörf yaparken değişti. Hamilton sörf tahtasında yüz üstü yatarken, 4,3 metre uzunluğunda bir kaplan köpekbalığının saldırısına uğradı. Sol kolunu omzunun hemen altından kaybeden Hamilton, hastaneye vardığında kanının %60’ından fazlasını kaybetmişti ve hipovolemik şoktaydı.

Olayın şokuna rağmen sörf yapmaya kararlıydı. Tek kolla sörf yapmayı kendi kendine öğrendi ve saldırıdan sadece 26 gün sonra sörf tahtasına geri döndü. 10 Ocak 2004 tarihinde ise ilk büyük yarışmasına katılarak imkânsızı başardı.

Bethany Hamilton ve ailesi.

3. Wilma Rudolph: Destekle Yürümekten Dünya Rekoruna

Wilma Rudolph, 23 Haziran 1940 tarihinde Tennessee'de sadece 2 kilo olarak dünyaya geldi. Çocukken çift taraflı zatürre, çocuk felci ve kızıl hastalığı geçirdiği için sol bacağında sorun yaşadı ve 11 yaşına kadar destekle yürümek zorunda kaldı.

Ancak pes etmeden çalışarak önce yıldız bir basketbolcu, ardından efsanevi bir kısa mesafe koşucusu oldu. Başarı dolu kariyerine şu unutulmaz istatistikleri sığdırdı:

  • 16 yaşında Melbourne Olimpiyatları'nda 4x100 metre bayrak yarışında bronz madalya.

  • 1960'ta 200 metrede 22,9’luk derecesiyle dünya rekoru.

  • 1960 Roma Olimpiyatları'nda 100 metrede 11,2 saniye (dünya rekoru), 200 metre ve 4x100 bayrak yarışında toplam 3 altın madalya.

  • 1961'de en başarılı amatör atlet olarak James E. Sullivan Ödülü.

12 Kasım 1994 tarihinde, beyin ve boğaz kanseriyle mücadelesinin ardından 54 yaşında aramızdan ayrıldı ancak geriye ölümsüz bir ilham kaynağı bıraktı.

Wilma Rudolph ve madalyaları / 1977’de yazdığı otobiyografisi.

4. Jackie Robinson: Sporun Çehresini Değiştiren İsim

Jackie Robinson, 31 Ocak 1919 tarihinde ABD’de doğdu. Modern çağda Major League Baseball’da (MLB) oynayan ilk Afrikalı Amerikalı profesyonel beyzbol oyuncusuydu. Spora olan ilgisi, 1936 Berlin Olimpiyatları'nda Jesse Owens’ı ilham kaynağı olarak görmesiyle başladı.

15 Nisan 1947'de Brooklyn Dodgers ile sözleşme imzaladığında renginden dolayı sayısız kez ayrımcılığa ve ırkçılığa maruz kaldı. Ancak o, kelimenin tam anlamıyla beyzbolun çehresini değiştirdi:

  • 1947’de Yılın Çaylağı ödülünü kazandı.

  • 6 yıl ardışık olarak All-Star seçildi.

  • 1949’da Ulusal Lig En Değerli Oyuncu Ödülü’nü (MVP) kazandı.

Robinson'un karakteri, şiddetsiz direnişi ve tartışmasız yeteneği sivil haklar hareketine büyük katkı sağladı. 1997 yılında MLB, Robinson’un forması olan 42 numarayı tüm ligde emekli ederek onu onurlandırdı. Oğlu Jackie Robinson Jr.'ı kaybetmenin acısını yaşayan Robinson, 24 Ekim 1972'de 53 yaşında hayatını kaybetti.

Jackie Robinson 42 numaralı forması ile.

5. Terry Fox: Umut Maratonu

Terry Fox, 28 Temmuz 1958'de Kanada’da doğdu. 1977’de üniversitedeyken kanser teşhisi konuldu ve hastalığın ilerlemesi nedeniyle sağ bacağı kesildi. Ancak o, yapay bir bacakla koşmayı öğrenerek 1979’da tam bir maratonu tamamladı.

Birkaç ay sonra kanser araştırmaları için fon sağlamak amacıyla Kanada’yı baştan aşağı koşmaya karar verdi. Umut Maratonu adını verdiği bu koşu 12 Nisan 1980’de başladı. Başlangıçta pek ilgi görmese de günde ortalama 48 km kat etmesi her şeyi değiştirdi. Kanserin akciğerlerine yayıldığı 1 Eylül 1980 tarihine kadar tam 5.374 km koştu ve yaklaşık 1,7 milyon Kanada doları bağış topladı.

Terry Fox 28 Haziran 1981’de hayata veda ettiğinde, Umut Maratonu 24 milyon dolarlık hedefini aşmıştı. Bugün hala dünyanın dört bir yanında Terry Fox Koşuları düzenlenmeye devam ediyor.

Terry Fox, protez ayağı ile koşarken.

6. Jim Abbott: Eksik Olan Ele İnat Gelen Başarı

Jim Abbott, 19 Eylül 1967'de sağ eli olmadan doğdu. Buna rağmen Major League Baseball liginde California Angels ve Chicago White Sox gibi dev takımların formalarını giydi.

Engelliliği onu diğerlerinden çok daha fazla çalışmaya itti. Eldivenini sağ ön kolunun ucuna koyup topu attıktan saniyeler sonra eldiveni tekrar takarak inanılmaz bir teknik geliştirdi.

  • 1987’de ülkenin en iyi amatör sporcusu olarak James E. Sullivan ödülünü aldı.

  • 1988 Yaz Olimpiyatları'nda altın madalya kazandı.

Abbott o günleri şöyle özetliyor: "Zor zamanların ve hayal kırıklıklarının, bizi mücadele deneyimi olmadan var olduğunu bilemeyeceğimiz yetenekleri bulmaya itebileceğine gerçekten inanıyorum."

Jim Abbott.

7. Francesco Acerbi: Aslan Kral'ın İkinci Hayatı

Francesco Acerbi, 10 Şubat 1988 tarihinde İtalya’da doğdu. Kariyeri Serie A takımlarına kadar yükselse de, babasının vefatıyla başlayan çalkantılı gece hayatı ve alkol sorunları yüzünden serbest düşüşe geçmişti. Ta ki kanserle yüzleşene kadar...

Sassuolo'daki ilk sezonunda testis kanseri teşhisi konuldu. Tedavi olup sahalara dönse de kanser ikinci kez nüksetti. 3 ay boyunca ağır kemoterapi gören Acerbi, futbol tutkusundan hiç vazgeçmedi.

"Kanser sayesinde gerçek hayatım başladı," diyen Acerbi, bu devasa mücadelenin ardından "Aslan Kral" lakabını aldı. İlerleyen yaşına rağmen zirvede kalmayı başardı ve takımı Inter’in Şampiyonlar Ligi finaline çıkmasında devasa bir rol oynadı.

Francesco Acerbi, Barcelona’ya attığı golün sevincini yaşarken.

Sonuç: Ya Pes Etselerdi?

Bugün sizlere hayatında bir kez bile pes etmeyen sporcuları aktarmaya çalıştım. Şöyle düşünelim: Bu insanlar hayatlarının bir noktasında pes etselerdi onları tanıyabilir miydik?

Spor gibi insanları birleştiren bir aracın özel temsilcileri olan bu sporcuların, onları idol belirleyen milyonlarca takipçisi var. Buradan şu noktaya gelmek istiyorum: Bu yazıyı okuyan her kimseniz, hangi işi yapıyorsanız yapın, hangi sıkıntılarla uğraşıyorsanız uğraşın asla pes etmemelisiniz.

Belki siz de yukarıda bahsettiğim insanlar gibi yaptığınız işte iz bırakıp bambaşka sıkıntılarla uğraşanlara bir umut ışığı olabilirsiniz. Hayat herkes için zordur. Ancak pes etmezseniz her zaman için bir şansınız vardır. Başarılı olursunuz veya olmazsınız, bu hayatın takdiridir; ancak başarısız olsanız bile içiniz rahat olur. Çünkü pes etmeden, yılmadan elinizden geleni yapmışsınızdır.

  • Eğer Jackie Robinson maruz kaldığı ırkçı söylemlere karşı pes etseydi, spora gönül vermiş siyah çocuklara umut olamazdı.

  • Jim Abbott, pes etseydi bize tek elle de büyük işler başarılabileceğini gösteremezdi.

  • Francesco Acerbi amansız hastalığına teslim olsaydı, devler ligi arenasında kupalar kaldıramazdı.

Bu efsanelerin tek bir ortak noktası var: Başarılarını, düştükleri yerden kalkabilmelerine borçlular. Peki size soruyorum: Ya pes etselerdi?

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Efe Sayın

Hiç yorum yok